Anasayfa >Duyurular > Arşiv (Güncel) >Vakfiye Tuğraları Padişahların imzaları
Vakfiye Tuğraları
Vakfiye Tuğraları Padişahların imzaları,
"Vakfiye Tuğraları" kitabı basıldı
2004 Mayıs ayında "Vakfiye Tuğraları" çalışmasına başlanmıştır. Tamamı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunan 150'ye yakın "Tuğralı Vakfiyeden", 5000'e yakın fotoğraf çekimi yapılmış ve bunların içerisinden baskı kalitesi yüksek vakfiyeden 80 adeti alınarak kitap haline getirilmek suretiyle aralık 2004'de kamuoyuna sunulmuştur.

   Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunan ve Dünya'da başka eşi benzeri olmayan Tuğralı Vakfiyeler, padişahlar tarafından vakıf medeniyetine ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir. Başka bir medeniyette örneklerine rastlanmamıştır. Padişahlar kendi kurdukları vakıflara tuğralarını çektirmenin yanında, özellikle devlet görevlileri tarafından kurulan ve kurulmalarında ayrı bir önem gördükleri vakıfların vakfiyelerine de taltif olsun diye kendi tuğralarının çekilmesine izin vermişlerdir.
Ayrıca toplum tarafından gösterilen ilgi üzerine Beylikler ve Anadolu Selçuklu dönemine ait ikinci kitap çalışmalarına başlanmıştır.

Dünyada hüküm sürmüş üç kıtaya yayılmış Osmanlı Medeniyeti, sadece Anadolu topraklarını değil, tüm dünya kültür ve medeniyetini etkilemiş zengin bir geçmişe sahiptir.

Tarihimizi daha iyi anlamak için tarihin bizlere bıraktığı kılavuzları kullanmak şarttır. Osmanlı medeniyetinin çok önemli, çok zengin bir parçası olan Osmanlı Vakfiye Tuğraları, milletimizin asırlar boyu hiç sönmeyen medeniyet ışığını geleceğe taşıyan kandillerden biri olarak daha nice zaman bu toprakları aydınlatmaya devam edecektir.

Bir milleti yaşatmak, için, o milletin tarihini yaşatmak gerekir. Osmanlı Vakfiye Tuğraları ismini verdiğimiz bu eser, işte bu kutsal görevi yerine getirmenin ve tarihi yaşatma sorumluluğunu üstlenmenin gayretiyle hazırlanmıştır.

Vakfiye Tuğraları; tarihi asırlar öncesine uzanan benzersiz bir yazı geleneğinin ve Türk-İslâm estetiğini mükemmel biçimde yansıtan bir süsleme sanatının ortak ürünüdür. Bu tuğralar aynı zamanda, Osmanlı kültür ve medeniyetinin rengiyle, ışığıyla, zenginliğiyle ve heybetiyle insanlık tarihine attığı imzalardır.

Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Tuğrası
TUĞRALAR OSMANLI PADİŞAHLARININ SİMGESİ VE İMZASIYDI

Osmanlı padişahlarının tuğraları sanatsal açıdan ayrıcalıklı bir konuma sahip.

Tasarım ilkeleri, kaligrafik zenginlik ve biçimsel anlamda hat sanatında tek örnektir. İçinde müzik de vardır, resim de. Tarih de vardır, hayal gücü de...

Tuğra bu anlatım gücünü ve zenginli ini belgesel boyutu yanında sanatsal gücünden de alır ancak çoğu zaman Tuğraların belgesel boyutları ön planda tutuldu u için sanatsal zenginliği  ihmal edilir. 

Tuğra bir doğrulama ve tasdik etme işaretidir. Osmanlılarda tuğra, sultanın yazılı alâmeti, nişanı yani bir nevi imzasıdır tasdik edici ve doğrulayıcı bir işaret olarak kullanılmış ve fermanların sonlarında alâmet-i şerifime itimat kılasınız sözü yer almıştır.

Osmanlı devletin kuruluşundan saltanatın kaldırılmasına kadar önemini kaybetmeden çok değişik yerlerde kullanılmış, hat sanatımızın bir kolu olarak gelişmiş, devrini tamamlamış ve bu gün kültürümüzün bir parçası olarak tarihe mal olmuştur.

Önceleri berat, menşur, ferman, vakfiye, hüküm, mülknâme ve hüccet gibi evrak üzerine çekilen tuğra, daha sonraları paralarda, defter kayıtları başında, bir hanedan arması olarak bayraklarda, pullarda, resmî abidelerde, nişanlarda, madalyonlarda, harp gemileri üzerinde ve binalarda kullanılmıştır.

Tuğra 4 bölümden oluşur.

Sere (Tuğranın alt tarafı-asıl tuğra metninin yazıldığı kısım)

  • Beyze (Tuğranın sol tarafı - han ve bin kelimelerinin son harfleri)
  • Tuğ (Tuğranın üst tarafı - dik çizgiler, elif harfi şeklinde)
  • Hançere (Tuğranın kolları - beyzelerin ucundan devam eden çizgiler)

(hançere; şekil olarak kılıca benzer, bu nedenle kılıç da denir)

Şehzâde Tuğraları Padişah Tuğralarından farklıdır.

Osmanlı padişahlarının erkek çocuklarına Çelebi Mehmed zamanına kadar çelebi bundan sonrada şehzâde denmiştir.

Şehzâdeler kendi adlarına para bastıramaz, kendi adlarına hutbe okutamazlardı. Bu iki imtiyaz yalnız padişahlara aittir. Şehzâde tuğraları da padişah tuğralarına benzer şekilde tanzim edilmişlerdir. Şekil, istif ve metin bakımından pek farklı değillerdi.

Nişancılar Tuğrası

Nişancılar Padişahların Tuğrasını çekerler.

Nişancılar devletin eski ve yeni kanunlarını ve protokolü en iyi bilen, şeriatı ve hukuk kanunlarını telif eden kişilerden seçilirdi. Nişancılar bütün resmi evrakı kontrol ederek padişahın alâmeti şerifesi olan tuğrayı çekerlerdi. Padişahların imzası yerine geçen tuğralar padişahlar için çok büyük önem taşırdı. Osmanlı Padişahları tahta çıktıkları ilk gün, kendisine gösterilen örnekler arasından bir tuğra istifi seçer ve bunu saltanatı süresince değiştirmezdi.

Her padişah, içinde kendi adı da geçen Tuğrasını döneminin en önemli hattatlarına yaptırır aynı zamanda da nişancılarını farklı kişilerden seçerlerdi.

Tuğralarda Sultanın Babasının Adının Yer Alması Çok Önemlidir.

Padişah tuğrasının istifini seçtikten sonra, tuğraya babasının ve kendisinin ismi eklenirdi. Böylece o tuğranın hangi Osmanlı Sultanına ait olduğu kolayca anlaşılabilirdi.


  Adres : Milli Müdafa Cad. No : 20 Kızılay / ANKARA            Tel : 0 (312) 415 50 00           e-Posta : vgmmaster@vgm.gov.tr             © 2008 VGM - Bim