TÜRK
VAKIFLARI ARAŞTIRMA MERKEZİ
Türk Kültürü içinde her yönüyle "Vakıf
kültürü"nün önemi ve yerinin belirlenmesi,
vakıfla ilgili meselelerin araştırılıp
açığa kavuşturulması artık bir mecburiyet haline gelmiştir.
8. Beş Yıllık Kalkınma Plânı'nın 875.
maddesinin ' Türk ilim, kültür ve düşünce tarihinin ortaya
çıkarılması amacıyla bir araştırma başlatılacaktır' hükmüne
paralel olarak, Türk Vakıf Araştırma Merkezi, 24 Nisan 1998
tarihinde Ankara'da kurulmuştur. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda
kurulması düşünülen Türk Kültürü Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi'nin
de temelini oluşturacağı düşünülmektedir.
Büyük Tarihçi Prof. Dr. Fuad KÖPRÜLÜ,
Türk Vakıf Kayıtlar Arşivi'ni şöyle tanımlar:
"Vakıf müessesesi, orta ve yeni çağlar
Türk ve İslâm dünyasını tetkik için birinci derecede mühim
bir kaynaktır.
İlim dünyasının kolayca erişebileceği
vakıf vesikaları, yalnız vakıf müessesesini hukukî ve tarihî
bakımlardan aydınlatmakla kalmayacak; tarihimizin her şubesini
aydınlatabilecek yeni vesikalar elde edilmiş olacaktır. İktisadî
Tarih, İçtimaî Tarih, Şehir Tarihi, İskân Tarihi, Tarihî Topografya,
İdarî ve Malî Tarih, Dinî Tarih hülasa eski Türk cemiyetinin
dahili bünyesini, muhtelif içtimai tabakaların hayat şartlarını,
hukukî, içtimai münasebetlerini bize gösterecek bütün tarih
şubeleri bundan en büyük istifadeyi temin edecektir. Şehirlerin
nasıl iskan edildiğini, yeni mahallelerin nasıl teşekkül ettiğini,
muhtelif sanat mensuplarının nerelerde temerküz ettiğini, muhtelif
ticarî faaliyetlerin inkişaf derecesini, muhtelif halk tabakalarının
hayat seviyelerini, eşya ve para kıymetlerini, muhtelif vergilerin
mahiyetini, ilmî ve dinî müesseselerle içtimai yardım müesseselerinin
inkişafını bize bu vesikalar anlatacaktır. Daha ziyade askerî
ve siyasî vakaları, hükümdarların ve büyük ricalin hayat ve
sergüzeştlerini anlatmakla iktifa eden kroniklerin, arada bir
tesadüf kabilinden bahsettikleri umumi hayatı yani cemiyetin
hakiki bünyesini asıl bu vesikalar sayesinde öğrenebileceğiz.
O halde millî tarihimizin birçok meçhul cephelerini bize gösterecek
olan bu vakıf vesikaları üzerinde sağlam bir plânla çalışmaya
başlayalım.
Bu vesikalar birinci derecede mühim
tarihî kaynaklar olarak yalnız millî tarihimize değil, bütün
dünya tarihine büyük bir hizmette bulunmuş olacaktır."
Vakıfların, vakfiyelerindeki esaslara
göre yürütülmesi 5.6.1935 tarih ve 2762 sayılı Kanun ve 8.6.1984
tarih 227 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile belirlenmiş,
bu esaslar çerçevesinde de yürütülmektedir. Söz konusu Kararnamede
vakıflar Genel Müdürlüğünün görevleri tespit edilmiş; bu görevleri
arasında 2. Maddenin (e) bendinde "Görev ve hizmetleri ile
bütün vakıfların vakfiyelerinde veya vakfiye yerine geçen Hüccet,
Berat, ferman gibi belgelerden veya vakıf senetlerinde yazılı
hayrî, sosyal, kültürel ve ekonomik şart ve hizmetleri yerine
getirmek." Hususu zikredilerek, vakıfların gayelerine uygun
olarak yaşatılması ve vakfiye şartlarına göre hareket edilmesi
gereği açıkça hükme bağlanmıştır.
Aynı konu, zaman zaman Cumhuriyet
Hükümetlerinin programlarında, Devlet Plânlama Teşkilatı tarafından
hazırlanan 1985-1989 V. Beş Yıllık Kalkınma Plânında da ele
alınmış ve bu hususun önemi belirtilmiştir. Programın ilgili
maddelerinde; "Arşivlerimizin tasnif çalışmalarının hızlandırılması,
vesikaların düzenli bir şekilde yayını için ilim çevreleriyle
işbirliği yapılması, tarihî abidelerimizin korunmasına ve onarılmasına
devam edilmesi, bu cümleden olmak üzere Türkiye'deki vakıf
mallarının tam bir envanterinin yapılması, Vakıflar Genel Müdürlüğü
bünyesinde, mevcut vesikaların tasnifini ve önemli olanların
bir kısmının yayımını gerçekleştirilmek üzere iki ayrı araştırma
(Vakıf Araştırma ve Restorasyon) biriminin kurulması" öngörülmüştür.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde
bulunan çok sayıda tarihî ve kültürel belgelerin arşivci gözü
ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Vakıf sistemi başlı başına
bir uzmanlık alnıdır. Bu kuruma ve özellikle arşivde istihdam
edilecek personele itina etmek gerekir. Zira belgelere göre
yurdumuz arazilerinin takriben 1/3'ünün vakıf olduğu ve bunların
esas tapularının vakfiye senetleri olduğu göz önüne alınınca
durumun ciddiyeti daha iyi ortaya çıkar.
Burada yapılacak araştırmalar ve Üniversitelerle
işbirliği sayesinde Türk Tarihi ve kültürü açısından Vakıfların
önemi bir defa daha ortaya konacak, Türk-İslâm dünyasındaki
rolü belirlenecek, Üniversitelerin arşivci yetiştiren fakülte
ve yüksekokullarının öğrencileri stajlarını bu Merkezde yapacaklar,
araştırma ve tezlerini buradan yararlanarak hazırlayacaklardır.
BAZI VAKFİYELERİN HAYIR ŞARTLARI
Fatih Sultan Mehmed Han'ın 875
H. (1470 M.) tarihli vakfiyesinde:
-
Yatağa düşmüş, evine
doktor getirme imkânı olmayan hastalara, başvurmaları halinde
doktor gönderilmesi,
-
Hastanede ölenlerin
cenaze masraflarını karşılamak üzere her gün beş akçenin bir
fonda biriktirilmesi,
-
İmarete gelen misafirler,
görevliler tarafından güler yüzle karşılanıp, misafir olarak
kalmak isterlerse, üç günden çok olmamak üzere misafir edilip,
yeme-içme ihtiyaçlarının karşılanması,
-
İmaretten, dul kalmış
Saliha hanımlar için yemek verilip, namus ve iffetlerinin muhafaza
edilmesi.
Yavuz Sultan Selim Han'ın 947 H.
(1540 M.) tarihli vakfiyesinde:
Sultan III. Murat Han'ın annesi Nurbanu
Valide Sultan'ın 990 H. (1582 M.) tarihli vakfiyesinde:
-
Hastanede görev yapacak
hastabakıcı, temizlikçi, bekçi gibi görevlilerin yanında, hastalara
namaz kıldırabilecek bir imam tayin edilmesi ve bu imama yardımcı
olacak, namaz vakitlerinde hoş seda ile ezan okuyup insanları
Allah'a ibadete çağıracak bir müezzin tayin edilmesi,
-
Kendini bilmez kişilerin
duvarları karalayıp, kirletmesini engellemek ve yapılan karalamaları
silmek için bir görevli tayin edilmesi,
-
Cuma, bayram ve mübarek
gecelerde imarette her gün pişirilen yemeğe ilave olarak çeşidi
bol yemekler pişirilip yoksullara dağıtılması ve yoksul-zengin
ayırmaksızın imarete gelen misafirlere yedirilmesi.
Sivas'ta "Daru'r reha Vakfı"nın 1268
H. (1851 M.) tarihli vakfiyesinde:
İstanbul'da "Kara Çelebizade Mehmet
Efendi Vakfı"nın 1026 H. (1617 M.) tarihli vakfiyesinde:
Amasya'da "Abdullah oğlu Sinan Paşa
Vakfı"nın 917 H. (1511 M.) tarihli vakfiyesinde:
-
Hana gelen tüccardan
başka misafirlere duruma göre bal, peynir ve pekmez ikram edilmesi,
akşam vakti tüccar ve diğer misafirler için yemek verilmesi,
kış günlerinde bir gün buğday çorbası, bir gün bulgur pilavı
ve diğer bir gün de tarhana pişirilmesi, handa misafir olanlara
odun verilmesi,
-
Yaz mevsiminde hana
gelen misafirlere bir gün buğday çorbası, bir gün ürün çorbası
ve uygun mevsimlik sebze yemekleri pişirilmesi,
-
Handa misafirler için
yaklaşık 40 gramlık ekmek pişirilmesi,
-
Cuma ve bayram gecelerinde
ekşili çorba ile biberli ürün aşı, Regaip, Berat ve Kadir gecelerinde
helva pişirilmesi,
-
Halkın ileri gelenleri,
alimler ve eşraftan misafirler için senede yaklaşık 350 kg.
sade yağ sarf edilmesi.
Bursa'da "İbrahim Bey Kızı Hatice
Hatun Vakfı"nın 906 H. (1500 M.) tarihli vakfiyesinde:
Erzurum'da "Cennetzade Abdullah Edip
Efendi bin-i Mehmet Ragıp Efendi Vakfı"nın 1263 H. (1846 M.)
tarihli vakfiyesinde:
Gaziantep'de "Abdusselam Nasirî Vakfı"nın
1254 H. (1838 M.) tarihli vakfiyesinde:
-
Her sene fazla gelirden
vakfın tamiri, ısıtılması, aydınlatması icra edildikten sonra
10 pamuk gömlek ve 10 donun (iç çamaşırı) nazırın seçtiği muhtaç
fakirlere dağıtılması ve kalan gelirin yasal hak sahiplerine
sarf edilmesi.
Manisa'da "Çakıroğlu Mehmet bin Hasan
bin Mehmet Vakfı"nın 1316 H. (1908 M.) tarihli vakfiyesinde:
-
İlköğretim Okullarına
ders kitapları alınıp adı geçen köyün fakir, küçük öğrencilerine
verilmesi,
-
Bu okulda okuyan yetim
çocukların yiyecek ihtiyacının karşılanması,
-
Bayram arefelerinde
bu okulda okuyan yetim çocukların giydirilmesi.
Tokat'ta "İkinci Bayezid"in Validesi
Gülbahar Hatun için Medrese Vakfı"nın 898 H. (1492 M.) tarihli
vakfiyesinde:
- Tokat Beldesindeki imaretinde bulunan
eşyaların ihtiyaç duyuldukça kaplarının kalaylanması veya yenilenmesi,
mefruşatın yenilenmesi, malzeme temin edilirken güzel, yeni
ve eskisinin aynı olmasına dikkat edilmesi, imaretinde kalan
topluluk için salih ve ehli kıraet namazın şartları ve rükunlarına
ait hususları iyi bilen bir imamın bulundurulması ve bu görevlice
imarette bulunanlara beş vakit namazın, teravih namazının ve
cemaatle kılınan nafile namazlarının kaldırılması,
- Gelen misafirlerin hayvanlarının
yemlerinin temin edilmesi ve verilmesi,
- Talebeleri, fakirlere ve misafirlere
sabah ve akşamları yemek verilmesi,
- İmarete, ısıtılması için yakacak,
aydınlatılması için çerağ ve kandil yağı, hasır alınması, yine
imaretin mutfağında kullanılmak üzere güzel ve yağlı et, mevsime
göre kabak, ıspanak, biber soğan, nohut ve sarı pirinç satın
alınması.
Sivas'ta "Hattab İbni Saib Ahmet
İbni Rahat Vakfı"nın 721 H. (1321 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Herhangi bir kaza veya bela sebebi
ile borçlanma durumunda kalanlara kefil göstermek şartıyla
borç verilmesi, ancak maddî varlığını haram olan işler ve amellerde
harcayarak muhtaç duruma düşenlere borç verilmemesi,
- Muhtaç olan dul ve yaşlı hanımlara
her ay iyi atılmış pamuktan birer okka pamuk, ihtiyar olan
erkeklere birer dirhem para verilmesi,
- Âmalardan muhtaç olup da mahalle
ve sokaklarda, çalışmayacak durumda olanlara yıllık 2050 dirhem
tahsis edilmesi,
- Cüzzamlılar için yıllık 60 dirhem,
Kadı ve Valinin hapsettiği kişiler için 120 dirhem ayrılarak
bu paradan her ay hissesine düşen 10 dirhem ile ekmek alınıp
mahpuslara dağıtılması,
- Fakir yetimlere bakmayı üstlenen,
eğitim ve öğretimlerine dikkat edeceğini taahhüd edenlere bu
yetimler teslim edilerek mütevelli ve yetkililerce zamanın
icabına göre tespit edilecek ihtiyaçlarının karşılanması.
Ödemiş'te de "Mürselli Hacı İbrahim
Ağa Vakfı"nın 1330 H. (1912 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Haziran ayı başından Ağustos ayı
sonuna kadar yaptırdığı sebile yetecek kadar kâr konulup Allah'ın
kullarının istifade etmesinin sağlanması,
- Ödemiş hapishanesinde mahpus bulunanlara
her hafta birer yük kâr verilmesi,
Yine Ödemiş'te bulunan Yeni Cami-i Şerifi etrafında yaşayan leyleklerin
yiyecekleri için yıllık 100 kuruş harcanması.
İstanbul'da "Merhum Mevlâna Şah Ali
Çelebi Kızı Fatma Hatun Vakfı"nın 993 H. (1585 M.) tarihli
vakfiyesinde:
- Vakfeylediği evlerde fakirlerin ve
dul hanımların oturması, adı geçenler otururken binada onarım
gerekmesi halinde vakıfça bu onarımın yapılması.
Tokat'ta "Yahşi oğlu Bayezid Paşa
Vakfı"nın 820 H. (1474 M.) tarihli vakfiyesinde:
- İmarette misafirleri hallerine uygun
derece ve mertebelerine göre karşılanmasını bilen dindar ve
olgun bir kişinin imaret şeyhi olarak tayin edilmesi,
- Kur'ân-Kerim'i ezbere bilen, namazın
şartlarına ve en güzel şekilde namaz kıldırma adabına vâkıf
Hafız bir kişinin imarette beş vakit namaz ve teravih kıldırmak
üzere atanması,
- Vakfın kurucusuna ve Müslümanların
geçmişlerinin ruhlarına hediye edilmek üzere günde birer cüz
okuyacak, beş hafızın görevlendirilmesi,
- Vakıf mütevellisinin gelirden beşte
birini alması, vakıf binaların onarımı için her gün on dirhem
ayrılması,
- Adı geçen imarete gelip giden fakirler
için imaretin mutfağında pişecek etin bedeli olarak günlük
dört dirhem sarf olunması,
- Cuma gecelerinde mutfakta yaklaşık
13 kilo pirinçten pilav pişirilmesi,
- Gelir fazlasının mütevelli olan evlada
şart olunması, evlâdın nesli kesildikten sonra gelir fazlasının
zaviyeye gelip giden fakirlere sarf olunması.
Konya'da "Abdullah oğlu Şazibey Ağa
Vakfı"nın 828 H. (1424 M.) tarihli vakfiyesinde:
Gelip giden Müslüman fakirlerin konaklama
ihtiyacını karşılamak üzere, sofa, mutfak, odunluk, birçok oda
ve avludan oluşan bir konak yaptırarak, yalnız Allah rızasını
kazanmak ve ahirette sadakasının gölgesinde gölgelenmek niyetiyle
vakfedilmesi,
Hayrat ve akarının bakım ve onarımına öncelik veren vakıf gelir fazlasından,
söz konusu konağa gelip giden Müslüman fakirlerin ihtiyaçlarına kusursuz
ve adaletli bir şekilde harcama yapılması,
Vakfedilen yerlerin bir seneden fazla bir müddetle kiraya verilmemesi, eğer
ihtiyaç olursa bu sürenin en fazla üç yıla çıkarılması.
Tokat'ta "Sadrüddin Süleyman oğlu
Hacı Ahmed Vakfı"nın 774 H. (1372 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Vakfettiği gayri menkuller gelirlendirilerek
elde edilen hasılattan; ihtiyaç duyuldukça zaviyenin bakım
ve onarımları yapılması, Zaviye ve mescit yıkılır, hizmetlerini
ifâ edemez olursa, elde edilen gelirin Tokat beldesinde oturan
Müslüman fakirlere ve kimsesiz çaresizlere harcanması.
Kayseri'de "Abdullah oğlu Emir Alemüddin
Vakfı"nın 500 H. (1106 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Kayseri'de bulunan fakirlere ve kimsesiz
çaresizlere sarf edilmesi. (Şayet şartı yerine getirilmez ve
değiştirilecek olursa bu davranış uygun olmaz. "Cenab-ı Hak
o kimsenin orucunu, namazını, hac, zekat ve nafile ibadetini
kabul etmez" diye bedduada bulunmuştur.)
Konya'da "Karatay-i bin-i Abdullah
Vakfı"nın 660 H. (1261 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Vâkıf bu vakfiyesinde hasıl olan
mahsulünden medreseye devam edenlerden sabah ve akşam Allah'ın
kitabını okuyan 2 nefer hafıza aylık 60 dirhem ki her birine
30 ar dirhem sarf olunması,
- Medrese bina edilen musluğa ve abdesthaneye
bakan ve bunları yıkayıp temizleyen kimseye 30 dirhem sarf
olunması,
- Medresede bina edilen musluğa ve
abdesthaneye bakan ve bunları yıkayıp temizleyen kimseye 30
dirhem verilmesi.
Konya'da "Şeyh Muslihiddin Ebülvefa
Çelebi Vakfı"nın 864 H. (1463 M.) tarihli müşterek vakfiyesinde:
- Vakfın gelirini fazla kısmayup israf
de etmeyip masraflar çıktıktan sonra Mescidin ve imaretin ihtiyaçlarına
sarf olunması, şayet Mescit yıkılır ve yeniden yapılması da
mümkün olmaz ise, zikredilen vakıf tertip dairesinde, fukara
ve miskinlere tahsis olunması.
Bitlis'te "Hüsrev Paşa Vakfı"nın
996 H. (1581 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Rahva'daki kervansaraya gelen misafirlere
yedirilmek üzere günlük beş batman koyun eti alınması, sabah
buğday çorbası, akşam pirinç çorbası yapılması,
- Yemekten sonra gelen misafirlere
bal, pekmez, peynir ve yoğurt ikram edilmesi,
- Mübarek gecelerde misafirlere çorba,
pilav, zerde veya ekşi aş ile ziyafet verilmesi,
Kış günlerinde adam sayısınca her ocak başına bir kucak odun ve yirmişer
dirhemden birer mum verilmesi,
- Üç kandilin sabaha kadar yanması,
- Mütevelliye günlük on iki akçe verilmesi.
Sinop'ta "Seyyid Mehmed oğlu Tohmaş-zâde
Ali Efendi Vakfı"nın 1330 H. (1911 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Vâkıfın, vakfettiği dükkânı emsallerine
uygun olarak kiraya verilip, senelik kira gelirinin yarısıyla
her sene Ramazan ayında mukabele okutulması,
- Kalan kirasının yüzde on beşi ile
Mescidi aydınlatmak için kandil alınması ve müezzine verilmesi,
- Baki kalan kira gelirinin toplanarak
dükkan ve mescidin ihtiyaç hasıl olduğu zaman onarılması.
Edirne'de "Sinan Paşa Vakfı"na ait
933 H. (1526 M.) tarihli vakfiyede:
- Gelirin beş kısma bölünmesini, bir
kısmının vakfın mütevellisine verilmesi,
- Diğer dört kısımdan vâkıfın yaptırmış
olduğu medresede görevli müderrise günlük yirmi beş dirhem,
medrese talebelerinden her birine ikişer dirhemden az olmamak
kaydıyla gerekirse onar dirhem verilmesi,
- Vâkıfın yaptırmış olduğu mescidin
imamına günlük dört dirhem, müezzine üç dirhem, kayyumuna iki
dirhem verilmesi,
- Kur'ân-ı Kerim cüzü okuyan on kişinin
her birine birer dirhem verilmesi,
- Vakfiyede geçen imaretin idarecisine
günlük iki dirhem, yardımcısına bir dirhem, vakfın kâtibine
iki dirhem, tahsildarına üç dirhem, aşçıya iki dirhem, kiler
görevlisine bir dirhem, vakfın tamircisine iki dirhem, köyün
tahsildarına iki dirhem verilmesi,
- İmarette et pişmesi için günlük on
dirhem, ekmek için on iki dirhem verilmesini her yıl için seksen
kile pirinç, doksan iki kile buğday ve on iki kile tuz harcanmasını
ve artan para ile imaretin tamiratının yapılması.
Van'da "Emir İzzettin Vakfı"nın 726
H. (1325 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Vakfın kira geliri, lüzumlu ihtiyaçlara
sarf yapıldıktan sonra artan miktarı Hasan Efendi Camii şerifinde
hatip olanlara hizmeti karşılığı olarak seneden seneye verile,
hatiplik hizmeti icra edilemez ise, kira geliri Müslüman fakirlere
sarf olunması.
Konya'da "Çelebi oğlu Selâhaddin
Efendi Vakfı"nın 1322 H. (1904 M.) tarihli vakfiyesinde:
- Gelir getiren emlâkin mütevelli eliyle
kiraya verilip yılda hasıl olan gelirin dört kısma ayrılması,
- Bir kısmının yeniden inşasına muvaffak
olduğum yukarıda adı geçen Yorgancı yöresinde cami şerifin
tamir ve ısıtılıp-aydınlatılmasına sarf olunması,
- Bir kısmının camii şerifi de hatip
olana verilmesi,
- Bir kısmının cami-i şerifte imam
olana verilmesi,
- Bir kısmının cami şerifi mezkurde
Kur'ân okuyan kimseye verilmesi şart kılınmıştır.
|
|